Varoluş SonuçlarıKahve Arası

Nerede Benim Hikayem?

Geçenlerde düşündüm ki bu yaşıma beni sadece zaman mı getirdi süreçte yaşananlar mı? Epeyce düşündükten sonra bu sorunun yanıtına, süreç içinde yaşıma sığdırdığım onlarca anıyla yanıt buldum. Burası dert köşesi :)) ama ne ben Güzin ablayım ne de siz gerçekten dert sahibisiniz. Hepimiz eteğimizde ki taşları dökelim istiyorum burada. Yaş alırken yollarda uğradığım durakları sizinle paylaşacağım siz de hazırsanız hadi başlayalım.

• Ben ilk defa kendi hayatımla ilgili bir şey fark ettim. Benim tutunduğum kim varsa onların hayatında yancıyım ben.

Bu seninle alakalı değil bu kimseyle alakalı değil bu benimle alakalı. Kendi dertlerimi ben çözerim. Sizin Dertlerinizi de benim çözeceğime o kadar iknayım ki, böyle hiç düşünmeden cengâver gibi atlıyorum her olayın içine.

Ben onu yaralarıyla sevdim,

Yaralarından sardım,

Benzer Şeyler

Neye ihtiyacı varsa hep en iyi ben bildim.

Senin de, onun da başkasının da,

Başkasının da.

Benim bana değer verin çığlığım; başkasının hayatı için kendimi paralamam, başkasına ışık  olmaya çalışmam.

– Ben böyle hissettirdiğim için özür dilerim ama…

• Bu seninle ilgili değil! Bu seninle ilgili değil, bu benimle ilgili.

Nerede benim hikâyem?

Bazen hiç beklemediğiniz  bir anda, gün içinde ya da bir dizi sahnesinde sizi alıp uzaklara götüren, bazen duraklatıp şaşırıp kaldığınız anlar sözler oldu mu?

Bir gün her zamanki gibi, yatağım da uzanıp bomboş videolar izlerken bu dizi sahnesi çıktı karşıma ve bambaşka yerlere götürdü beni. En son kendimi battaniyeme sarılıp gözyaşlarımı silerken buldum.

Neyi çok sevdik hayatta?

En çok neye değer verdik?

Ailemize, dostumuza, malımıza, sevgilimize, işimize..

Herkesin değer yargısı kendine!

Peki sen bakıyor musun hiç kendine?

Bu cümlelerde ben kendimi gördüm, o yardım çığlıklarında o hikâyesini bambaşka hikâyelerden oluşturmuş kadında ben kendimi gördüm.

Yalnız geldiğimiz bu dünyada başkalarının hayatları için kendimizi paralamak niye? Bir gün geldi ve ben o gün hangi gündü bilmiyorum tıkadım kulaklarımı başkalarının derdine.   Ancak o zaman aynaya bakıp ‘ nerede senin hikâyen?’  sorusunu sorabildim kendime.

İyi ki de sordum. Meğer yıllar içinde ne çok hikâye de figüran olmuşum.

Arkadaşlık ilişkisine aşırı değer veren, yıllar içinde bambaşka hikâyeler oluşturan, başkasının hikâyesine olabildiğince ışık olan, çevresi çok kalabalık biri olarak bir gün çevreme baktım ve aslında bana artık artısından çok eksisi olan, onlara tuttuğum fenerin, bana yöneltildiğinde yolumu aydınlatmadığını aksine kararttığını gördüm. Kimsenin hakkını yiyemem ama her bağ, ışık olmadığında olmadığında, yükselteceğine aksine aşağı çektiğinde bence artık bitmeli.

Hangi noktada oldu bilmiyorum ama başkalarının hikâyelerinde figüran olurken kendi hikâyemi hiç yazamamışım ben.

Hey dünyalı! Sana diyorum.

Yeni bir başlangıç için en yakın zaman bugün!

Aynaya bakıp yepyeni bir hikâyeye başlaman için yeni bir fırsat yarat. Yarat ki bu dünyada bir ‘sen’ gerçekten geçmiş ol. Yapabilirsin bunu yapmak için her zaman gücün var.

Ben bazen hâlâ bu gücü kendimde kaybettiğimde hikâyesini yazamayan bu kadına girer bakarım ve ilk gün ki gibi ağlarım :)))

Peki senin hiç beklemediğin bir anda ufkunu açan, bambaşka yerlere götüren, aynaya baktıran sama seni hatırlatan bir anın, an’ın oldu m?

Benimle ve herkesle paylaş birbirimize ışık olalım !

Enes Tektaş

Pek az özelliği olan melankoli ve süper kahramanlığa eğilimli bir adam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu